ANA SAYFA PROFİLİM ARŞİV

Hakkımda



Kategorilerim



Yazılarım

OL-55 On-Line Tensiometer
SHADYSİDE INN SUİTES
High Flow Range Mass Coriolis Flow Meter
AFM (Autoriteit Financiële Markten) Vergunning.
Regulatory Affairs Services
PORTABLE FLOWMETERING / THE GOOD EXPERT NEEDS THE
Biomedical Sample Handling
FOREX EDUCATION / FOREX TRAINING
MLTrac
High-Efficiency Generators for Hybrid Vehicles
KREDİ,BANK,FİNANCİEN,FİNANCE,BANKİNG
Technology in Multiphase Flow Metering


Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
busecegunler
ozlemlehayat
alaska1
mertefece
esila48
adardil
windsport
arminze
kartaneleri06
nermininhobileri
mefkure51
orgumveben78
sebebim01
army
ekinler
alaz01
keyiflizaman
onurluyasam


Bağlantılarım



Reklamlarım





BANNERİM











Dostsiteler



Ziyaretçilerim







.........

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ

Bir yanda uçsuz bucaksız çöller bir yanda ise modern bir hayat, sizi fazlasıyla büyüleyecek...

GEZİLECEK YERLER
BAE tam anlamıyla petrolü bulduktan sonra kendini aşmış bir ülke, buranın güzelliklerini görünce bir zamanlar çöl olduğunu ve bu ülkede aç susuz bedevilerin gezdiklerine inanmak biraz güç oluyor doğrusu! Şu anda her şey yer değiştirmiş sanki; bedeviler yerini zengin iş adamlarına, develer yerini son model arabalara, çöller ise akıl almaz ama! yerini yemyeşil vadilere lüks villalara dünyada ilk ve tek yedi yıldızlı oteli olan Burj Al Arap Oteli'ne bırakmış.
Birleşik Arap Emirlikleri; Dubai -Abu Dhabi (Abu Dabi) - Sharjah - Ajman - Umm Al Quwain - Ras Al Khaimah -Fujeirah olmak üzere 7 emirlikten oluşur. Ancak en gözde yerleri; ticari başkent Abu Dabi ve tabii ki de dünyaca ünlü turistik başkent Dubai'dir.
BAŞKENT: ABU DABİ
Abu Dabi'nin turistik alanda Dubai ile bir yarış halinde olduğu söylenebilir. Ancak bu iki emirliğin turist potansiyeli alanında ciddi farkları vardır. Dubai; gezmek, alışveriş yapmak yeni yerler görmek için gelen ziyaretçileri ağırlarken, Abu Dabi ise daha çok iş görüşmeleri anlaşmalar ve toplantılar için gelen turistleri ağırlamaktadır.
Abu Dabi'de; mimari harikası yapılar, palmiyeler, lüks villalar, şık alışveriş merkezleri ilk göze çarpan şeylerdir. Abu Dabi her ne kadar Dubai kadar gözde bir tatil merkezi olmasa da, burada da eğlenceli dakikalar geçirebileceğiniz mekanlar bulabilir, gezebilir, yapıları hayranlıkla izleyebilir, doldurma zeminlerde yapılan plajlarda denizin keyfini çıkarabilir ve tabii ki de uçsuz bucaksız çöllerin nasıl olurda böyle bir yeşil vahaya dönüştüğüne hayretler içinde tanıklık edebilirsiniz.
Bedevi Kasabaları: BAE'de düzenlenen, Bedevi Kasabaları turlarına katılabilirsiniz. Arapların, BAE'de petrol bulmadan önce nasıl bir yaşam sürdüklerini, Ferrari değil de deve sırtlarında nasıl yolculuk yaptıklarını, eğlenmek için yedi yıldızlı otelde değil de, çöllerde, kumların üzerinde dansözler eşliğinde nasıl eğlendiklerini merak ediyorsanız. Bu turlara katılıp Arap kültürünü daha yakından öğrenebilirsiniz.
Dubai müzesi: Arap kültürü hakkında, daha detaylı bilgi edinmek isterseniz; "Al Fahidi Kalesi" içinde yer alan müze tam aradığınız yer. Eskiden saray ve hapishane olarak kullanılıyormuş. Bu müzenin alt katında olan ve son teknoloji ile yapılmış soğutmalı bölüm ziyaretçiler tarafından çok ilgi çekmektedir. Bu bölümde, geçmişten bugüne BAE’de yaşananları olayları slayt ve foto görüntüleriyle anlatılmaktadır.

DUBAİ
Modern bir Arap şehri, kilometrelerce uzanan plajları, uzaktan görünüşü bir yelkenliye benzeyen dünyanın 7 yıldızlı tek oteli olan Burj Al Arap'ın görkemi, çevrede bulunan ihtişamlı villaları, çölde safari yapma heyecanı, sahilde palmiyelerin altında güneşlenmenin keyfi, ve tabii ki de gönlünüzce alışveriş yapma imkanı ile Dubai'de tatil bambaşkadır.
DAMAK ZEVKİ
BAE'de her emirlikte, dünya mutfaklarından seçenekler bulabilirsiniz. Yoğun turist potansiyeli olan bu ülkede, her zevke hitap edecek bir çok restoranla karşılaşabilirsiniz. Fakat siz bu kadar yol gidip de, tadını bildiğiniz bir yemeği yemek yerine, Arap yemeklerinin tadına bakmak isterseniz, Arap yemekleri hakkında size biraz bilgi verelim. Genel olarak Türk mutfağına benzeyen bir yemek kültürü var. Fakat baharatları yağları ve farklı yemek pişirme tarzları sayesinde, yemeklerinin tatları, Türk yemeklerinden ayrılıyor. Mesela Türk mutfağından çokta alışık olduğumuz patlıcan yemeğini BAE'de fırında pişiriliyor ve Türkiye'de zor rastlayacağınız farklı bir patlıcan türüyle size sunuluyor. Ayrıca Hurma Dolması adlı yemekleri ise tatlı ve peynirli bir karışımdan oluşan değişik bir lezzettir.
ALIŞVERİŞ
BAE'de alışveriş olanakları için söylemek gereken ilk şey. "Gönlünüzce alışveriş yapın" çünkü burada vergi uygulaması yok. Almak istediğiniz, fakat üretildiği ülkede bile çok pahalı olduğu için alamadığınız bir ürünü burada çok çok daha ucuza bulabilirsiniz. BAE'yi turistlerin tercih etmelerinin en büyük nedenlerinden biriside alışveriş kolaylığı ve rahatlığıdır.
Eğer teknoloji ve özellikle bilgisayar tutkunuysanız, Dubai'de bulunan "Al Arn Center" yani "Computer Plaza" aradığınız her şeyi bulmanızı sağlayabilecek bir yer.Deira: Burası İstanbul'un tahta kalesi gibi bir yerdir. Dubai'den yaklaşık 15 dakikalık bir motor yolculuğu ile ulaşabileceğiniz bu yerde; cep telefonları, bilgisayarlar ve birçok teknolojik aleti görebilirsiniz. Bütün dünyaya elektronik eşya dağıtımı buradan yapıldığı için son model ürünleri burada bulabilirsiniz. Ayrıca Deira'da sadece teknolojik aletler yok! baharatçılar çarşısında değişik birçok baharat bulabilir, Hintlilere özel olan "Hint İpeği" satın alabilirsiniz. Deira'ya gelmek için yapacak olduğunuz motor yolculuğu sayesinde, alışveriş keyfinin yanı sıra Dubai'yi başka bir gözle denizin üzerinden seyretme fırsatını yakalayabilir, hem de diğer emirliklere nazaran daha ucuza alışveriş yapabilirsiniz.
BAE'de alışverişi; teknolojik aletler, baharatçılar ve kumaşçılarla sınırlı değil. Son moda tekstil ürünleri, takılar, çantalar ayakkabılar BAE'de bulunan büyük alışveriş merkezlerinde mevcut. "Holiday Center", sahil kesimi olan Jumeriah'da yer alan "Dune Center", "Beach Center" , "Markaz Al Jumeirah" , "Palm Strip" ve "Wafi Center" gibi yerler BAE'de bulunan alışveriş merkezlerinden sadece bir kaçıdır.
EĞLENCE ZAMANI
Eğlence anlayışınız eğer macera ise çölde safari yapmalısınız, Toyota Pradalar ile uçsuz bucaksız çöl tepelerinde çok güzel bir gün geçireceğiniz muhakkak. Yalnız hatırlatmamıza gerek var mı bilinmez ama! Arap Emirlikleri'nin çöllerinde, bir yanda heyecan, bir yanda ise fazla sıcaklıktan dolayı sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
Birleşik Arap Emirlikleri'nde gece eğlencelerinizde alkol almak isterseniz, dışarıdan herhangi bir yerden bunu temin etmeniz biraz zor. Müslümanlara içki satışı yasak, fakat almak isterseniz de, BAE'nin 7 emirliğinden biri olan Ajman'a gidip içki satın alabilirsiniz. Ancak bar ve otellerde içki tüketimi serbesttir.
Eğlence ve bar kültürü olarak kendini aşmayı başarmış bir ülkedir BAE, bundan 30 yıl önce oldukça sıkı kuralları olan Araplar şu anda dünyanın 4 bir yanında ki ünlü bar ve restoranların bir kolunu da burada açılmasına izin vermiştir. Özellikle Dubai ve Jumeria Beach bölgesinde dünyaca ünlü "Planet Hollywood" gibi eğlence mekanlarını, bar ve restoranları bulabilirsiniz.
EMİRLİKLER ARASI ULAŞIM
Birleşik Arap Emirliklerinde, emirlikler arası ulaşımınızı sağlayabileceğiniz çok sayıda otobüs firması vardır. Ülkede iyi bir kara yolu ulaşım ağı kurulmuştur. Üç uluslararası hava limanına ve gelişmiş iki limana (Abu Dabi ve Dubai) sahip olan Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir emirlikten bir emirliğe ulaşımınızı uçakla da kolaylıkla sağlayabilirsiniz.
ŞEHİR İÇİ ULAŞIM
Birleşik Arap Emirlikleri’nde şehir içi ulaşım için taksi seçeneğini rahatlıkla seçebilirsiniz. Burada petrolün ucuz olmasında kaynaklanan bir nedenden dolayı taksiler, çok ucuz rahat ve konforludur. Ayrıca, yürüyerek bir yerden bir yere gitmeye tercih ederseniz, caddelerde ve sokaklarda karşınıza çok sayıda tabelalar çıkacaktır. Bu da Arapların eski yıllarda çöllerde kayboldukları için, modern şehirde önceden bir önlem alma yöntemi olsa gerek!
Önemli şehirleri : Dubai, Abu Dabi
Uçuş süresi: 4 saat ( İyi yolculuklar)
Para birimi: Dirhem
Yüzölçümü: 82 800 kilometrekare
Saat farkı: Saatlerinizi 2 saat ileri almayı unutmayın!
Resmi dil: Arapça ama genellikle her yerde İngilizce anlaşılır
Başkenti : Abu Dabi
Sıcaklık : Hava sıcaklığı kışın 25 ile 30 derece arasında yaşanırken yazın ise 48 dereceye kadar yükselmektedir.
Nüfus: Yaklaşık 3.1 milyon
Vize: Birleşik Arap Emirlikleri Türkiye'ye vize uyguluyor, fakat bir otelden rezervasyonunuz varsa vize konusunda çok kolaylık sağlıyor.


Tarih: 16:55, 13/10/2008 Kategori: tatil
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

MEMLEKETİM:' NİĞDE '

Niğde

 

 

Niğde ilçeler haritası
Niğde ilçeler haritası
Niğde
Bölgeİç Anadolu
İlNiğde İli
Nüfus331.677 (2007)
Merkez78.088
Yüzölçümü14.294 km²
Nüfus Yoğunluğu47,60 /km²
Rakım1.200 m
Koordinat37°25' - 38°58'
33°10' - 35°25'
Posta kodu51xxx
Telefon Kodu0388
Plaka Kodu51
Belediye BaşkanıMurat Zeren
İlçelerNiğde (merkez), Altunhisar, Bor, Çamardı, Çiftlik, Ulukışla

Hititler devrinde Niğde bölgesi Nakita isimli bir yerleşme merkeziydi. Zayıf bir rivâyete göre de Niğde ismi, ilk çağ isimlerinden Cadyna'dan gelmektedir. İslâm müelliflerinin eserlerinde ise Niğde için Nekidâ, Nekide olarak bahsedilir.

Kentin en eski adının Nahita veya Nekide olduğu sanılıyor. Bu addan ilk önce ünlü tarihçi İbn Bibi bahsetmiştir. 14. yüzyılda Nakide kelimesi Nikde, Nigde okunacak şekilde yazılmış, Cumhuriyet döneminde de Niğde şekline çevrilmiştir.

On üçüncü asrın ilk yarısında Türkiye'nin büyük şehirleri arasında yer almıştır.

Konu başlıkları

[gizle]

Coğrafi Konum [değiştir]

Niğde Orta Anadolu’nun güneyindedir. Üç tarafı Toroslar’ın genç kıvrım dağları ile çevrilidir. Batı ucunda ise Konya ovası ile birleşik Emen ovası yer alır. Jeolojik yapıya volkanik tüfler ve bazalt akıntıları hakimdir. Ovalarda ise egemen olan yapı alivyonlardır. Karasal iklim kuşağındadır. Doğal bitki örtüsü dağlık alanlarda çam ve köknar, çay ve gölet kenarları da söğüt ve kavak ağaçlarıdır. Düzlükler ise otsu bitkilerle kaplıdır. Meyve üretimi bol ve çeşitlidir. Elma ağacı sayısı ülkede ilk sırayı alır. Türkiye’nin patatesinin  %25 'i burada yetişir. Lahana üretiminde Türkiye 2.sidir. Halkın esas geçim kaynağı tarımdır. Bu nedenle nüfus kırsal alanlarda yoğunlaşmıştır. Bu alanlarda hayvancılık ve el sanatları bütün canlılığı ile devam eder.

Büyük merkezlere olan yakınlığı, Kapadokya bölgesinde olması, Kayseri ve Nevşehir havaalanlarına yakınlığı,tarihi eserleri, doğa varlıkları ve zengin müzesi ile Türkiye’nin turizm merkezlerinden biri durumundadır.

Nüfus [değiştir]

İlçeİlçe Merkezinin NüfusuBelde ve Köylerin NüfusuToplam Nüfusu
Merkez İlçe78.08899.308177.396
Altunhisar3.83918.44522.284
Bor29.80433.21663.020
Çamardı4.08616.21620.302
Çiftlik4.62727.52432.151
Ulukışla6.38626.56032.928
TOPLAM126.812221.2693.325.675

 

Tarihin İlk İzleri [değiştir]

Niğde'nin tarihi ile ilk buluntular, Neolitik döneme (M.Ö. 8000-5500) rastlar. Bunlar Bor, Niğde Bahçeli Kasabası Roma Havuzu yakınındaki Köşk Höyük'ten ve Bor Pınarbaşı Höyüğünden çıkartılan eserlerdir. Anadolu'da Hitit dönemi olarak isimlendirilen M.Ö. 2000-7000 yıllarına ait eserler ise Kömürcü Köyü Göllüdağ Örenyeri'nden çıkartılmıştır. Helenistik dönemde ise (M.Ö.330-30) Niğde bölgesi Büyük İskender'in komutanlarından Eumenes'in kurduğu Bergama Krallığı'na dahil olmuştur. Tepe Bağları ve Ulukışla Porsuk Höyük kazılarından bu döneme ait eserler çıkartılmıştır.

Roma İmparatorluğu Zamanı

M.Ö. 30 - MS. 395 yıllarını kapsayan Roma devrinde Niğde bölgesi tarihinin en önemli konumlarından birini yaşamıştır. Bu dönemde Tyana (Kemerhisar Kasabası) çevresinde yoğun bir yapılaşma görülür. Saraylar,mabedler, su kemerleri ve yerleşim birimleriyle oldukça büyük bir kent konumuna getirilmiştir. M.S. 395 yılında ise Anadolu Bizans hükümdarlığı altına girmiştir. Özellikle Kapadokya ve Ihlara Bölgesi bu dönemi yansıtır. Niğde bölgesi Bizans hükümdarlığında iken Sasani, Pers ve Arabların istilalarına uğramıştır. Tyana kenti 931 yılındaki Arap İstilası sonucu büyük ölçüde yıkılmıştır. Bu dönemin en güzel ve görkemli eserlerinden birisi Gümüşler Kasabası yakınındaki Eski Gümüşler Örenyeri ve Manastırıdır.

Türklerin Egemenliği Başlıyor [değiştir]

1166 ve onu takip eden yıllarda Niğde Yöresi Türklerin eline geçmiştir. Özellikle Anadolu Selçuklular'dan I. Alaeddin Keykubat zamanında parlak bir dönem daha yaşanmıştır. Dönemin valisi Zeyneddin Beşare'nin yaptırdığı Alaedin Camii (1223) ve daha sonra yaptırılan Hüdavent Hatun Turbesi (1312) dönemin günümüze bıraktığı miraslardandır. Anadolu Selçukluları Kösedağ Savaşında (1243) Moğollara yenilence bölge Moğolların uç beyliği olan İlhanlıların idaresine geçmiştir. 1357 yılında ise Karamanoğulları bölgenin yeni sahibi olmuşlar ve Akmedrese'yi yapmışlardır(1409). 1471 yılında ise Fatih Sultan Mehmet Karamanoğullarını yenilgiye uğratarak Niğde'yi ve diğer bölgeleri almıştır. Osmanlı döneminde Niğde eski önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla 1923 yılında il statüsüne kavuşmuştur.

Cumhuriyet döneminde Niğde [değiştir]

Osmanlı'nın çöküş dönemi ile başlayan ve çok uzun zamandır süregelen kargaşa ve belirsizlik, Milli Mücadele ile başlayan, Cumhuriyetle devam eden yeni dönemde son buldu.

Cumhuriyetle başlayan istikrar, bütün Türkiye'de olduğu gibi, Niğde'de de bayındırlık, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda büyük gelişmeleri beraberinde getirdi.

Büyük bir kasaba görüntüsünde olan Niğde Merkezi Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yapılan değerli çalışmalarla çehresini değiştirmeye başladı. Atatürk ve O'nun kurduğu Cumhuriyeti gönülden benimseyen, her zaman ona desteğini devam ettiren İllerin başında Niğde gelmektedir.

Cumhuriyetin ilan edildiği gün bu mutlu günü top atışlarıyla kutlayan ilk şehir Niğde'dir.

İklim ve Bitki Örtüsü [değiştir]

Niğde'de kara iklimi görülür. Kara ikliminin görülme nedenleri, etrafının dağlarla çevrili olması, deniz seviyesinden 1200 m. yükseklik göstermesi, denizin bunaltıcı etkilerini ve denizden gelen rüzgarları alamaması, kuzeyden gelen soğuk rüzgarlara açık olmasıdır. Bu durumda Niğde'nin genel iklim özelliği, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Yağışlara kar halinde kışın, yağmur halinde ilkbaharda rastlanmaktadır.

Kış aylarında yüksek basıncın etkisiyle Niğde'de değişik bir yağış rejimi görülür.İlkbaharda yüksek basıncın etkisi altında ve batıdan gelen alçak basınç merkezleri Niğde'yi etkisi altında bırakır. İlkbaharın gelmesiyle gölgede sıcaklık derecesi yavaş yavaş yükselir. Yüksek basıncın hakimiyeti doğuya çekilir. Bu çekiliş ilkbaharda deprasyon yağışlarının meydana gelmesine sebep olur. Nisan, Mayıs ve Haziran'ın ilk yarılarına kadar sağanak halinde, bazen de sürekli yağış yapan şartları görülür.
Niğde'de yağış ortalaması 0.9 mm. (Milimetre) dir. Yağış en fazla olduğu ay 78.5 mm ile Nisan, en az olduğu ay ise 0.2 mm ile Temmuz ayıdır.
Niğde'de ortalama nisbi nem % 56 dır. Nemin en fazla olduğu ay % 80 ile Şubat, en düşük olduğu ay % 28 ile Ağustos ayıdır.
Yağışların azlığı sebebiyle ormanlık bölge azdır. Ormanlar Toroslar bölgesinde, Hasan ve Melendiz dağlarının yüksek yamaçlarında bulunur.

Tarım ve Hayvancılık [değiştir]

Tarım [değiştir]

Tarım alanlarının 147.987 hektarında başta hububat olmak üzere tarla ürünleri yetiştirilmektedir. Sanayi ürünlerinde ise ilk sırayı patates alırken daha sonraki en önemli ürün şeker pancarıdır.
Niğde'de tarım denilince akla yörenin geleneksel ürünleri olan elma ve patates gelmektedir. İlimizde yıllarca önem verilmeyen ve ikincil bir üretim dalı olarak görülen hayvancılık son yıllarda hızla gelişerek ilimiz ekonomisindeki yerini almıştır.
Tarım nüfusunun 12.000 ailesi patates, 16.000'i elma kalanı ise diğer tarım dallarıyla uğraşmaktadır.

Niğde ilindeki çiftçiler patates tarımında modern tarım tekniklerini uygulamaktadır. Bunu sonucu olarak Niğde patates üretiminde ülkemizde ilk sırada yer almaktadır.

Niğde'de elmacılık da patates kadar tarımda önemli bir yer tutmaktadır. Ağaç sayısı bakımından Türkiye'de birinci üretim sıralamasında ise üçüncüdür. Bunu nedeni ise elma bahçelerinin yaşlı ve bakımsız olmasıdır. Bu durumu iyileştirmek amacıyla tam ve yarı bodur elmacılık çalışmalarına başlanmıştır.Bu çalışmaların sonucunda ilin belli kesimlerinde italyan ortaklı alanlarda yeni elma çeşitleri denenmiş ve başarılı olunmuştur.

Niğde ili lahana üretiminde de Türkiye'de 2.sıradadır.Lahana özellikle Ulukışla ilçesinin Eminlik,Hüsniye ve Ovacık köylerinde büyük bir itina ve özenle yetiştirilmektedir.Türk mutfağında geniş bir yere sahip olan kırmızı(mor)ve beyaz lahana(yöresel adı:ilanedir) ,lezeeti ve kalitesiyle Niğde'nin vazgeçilmez tarım ürünüdür.Niğde tahıl tarımında da önemli bir yere sahiptir.Özellikle Ulukışla Eminlik Köyünde ve çevre köylerde buğdayın zengin çeşitleriyle,arpa ve çavdar üretimi yapılmaktadır.Bunun yanısıra sebzeciliğin gelişmesi için özellikle seracılık çalşamları yapılmaktadır. İlimizde sebzecliğin büyük kısmı bahçe sebzeciliğidir.

Hayvancılık [değiştir]

İlde toplam 532.266 küçükbaş, 60.560 büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Verimi arttırmak amacıyla kooperatifler kurulmuştur. Mısır silajını arttırma çalışmaarı yapılmaktadır. Bu sayede besi hayvancılığı gelişme göstermiştir.

Niğde ilinin topografik ve bitki yapısı arıcılığa son derece uygun olduğundan bu alanda da üretim yapılmaktadır. Bol miktarda fenni kovanın dağıtılmasıyla arıcılığın il ekonomisine katkısı artmıştır.

Son zamanlarda Çamardı ve Ulukışla yöresinde alabalık üretiminde büyük artış görülmüştür.

Turizm [değiştir]

Doğa Turizmi [değiştir]

Büyük kısımları Niğde ili sınırları içerisinde kalan Aladağlar ve Bolkarlar, Anadolu'yu Güneyden çevreleyen Toros sıradağlarının "Orta Toroslar" bölümünü oluşturur.Bu dağlar, dağcılık, yürüyüş ve kış sporları açısından oldukça çekici güzegahlara sahiptir. Aladağlar, ortalama 3500m yüksekliğinde, bindirmeli "Napli" bir yapıya sahiptir. Aladağlar üzerinde, Demirkazık grubu, Yedigöller grubu, Kaldır grubu ve Torasan grubu olmak üzere dört yükselti grubu bulunmaktadır. Yörede, dağ keçileri, vaşak, kurt, yaban domuzu, geyik, tilki ve tavşan bölgede görülen hayvanlardır. Kartal, kergenez ve keklik bölgede görülen önemli kuş türlerindendir. Bu dağlarda genelde yörükler göçerler olarak yaşamaktadır. İklimin müsait olduğu aylarda beraberindeki hayvanlarına bakarak, halı, kilim gibi el ürünlerini yaparak yaşamlarını sürdürürler.

Aladağlar, dağcılık, yürüyüş ve tırmanışlar için Torosların en uygun bölümüdür. Tırmanışlar için en uygun yollar Çamardı ilçesindeki Demirkazık ve Çukurbağ köylerinden başlar. Hemen bu bölgede konaklamak için 85 yataklı modern bir dağ evi bulunmaktadır.

Bolkar dağları da yürüyüş ve kış sporları açısından oldukça cazip bir bölgedir. Özellikle 7 km'yi bulan doğal pisti ile tur kayağına ilgi duyanları memnun etmektedir. Bolkar dağlarına özgü krater gölleri ve başka yerlerde nadir olan tesbit edilebilen 200'e yakın kır çiçekleri olan bu bölge her zaman ziyaretçilerin ilgi odağı olmuştur. Kış turizmi ve kış sporları özellikle Bolkar Dağlarında büyük gelecek vadetmektedir. farfara katkılarıyla korunmaktadır

Kültür Turizmi [değiştir]

Niğde'nin kültür turizmi potansiyeli sınırlı gibi görünse de, sahip olduğu son derece önemli ve kendine özgü kültür varlıkları bu sınırı zorlamaktadır.

Niğde'ye, yaklaşık 20 km uzaklıkta, Bor ilçesi Bahçeli ve Kemerhisar kasabalarını içine alan geniş bir bölgede bulunan "Tyana Ören Yeri" bir Antik kent olarak, Kemerhisar Su Kemerleriyle ve Bahçeli Roma Havuzu ile canlılığını korumaktadır.

Roma devrinden kalma Niğde'ye 40 km uzaklıkta Karatlı kasabası yakınında bulunan "Kuşkayası Mezarlığı" önemli kalıntılardır. Niğde'ye 9 km mesafede "Gümüşler Ören Yeri ve Manastırıdır". Kapadokya bölgesi'nin diğer yeraltı şehirleri gibi Bizans dönemine ait olan ve korunmak amacı için yapılmış olan "Kavlaktepe Yeraltı Şehridir".

Selçuklular döneminde 1. Alaaddin Keykubat döneminde Niğde merkezinde Alaaddin tepesine yaptırılmış "Alaaddin Camiidir". Niğde il merkezinde Selçuklu sanatının en güzel eserlerinden olan "Hüdavent Hatun Türbesi", İlhanlı Beyliği döneminde yaptırılan "Gündoğdu Türbesi", İlhanlı dönemine ait "Sungurbey Camii ve Türbesi", özellikle griş portalindeki taş işçiliği mükemmel olan Karamanoğlu Alaaddin Ali Bey tarafından medrese olarak yaptırılan "Akmedresedir". Yine il merkezinde "Niğde Kalesi" ve "Bedesten" önemli kültür merkezleridir. Ulukışla ilçesinde, xvıı. Yüzyılda yaptırılan yanında cami ve hamamı bulunan "Öküz Mehmet Paşa Kervansarayıdır".

Termal Turizm [değiştir]

Niğde'ye 80 km. Mesafede Ulukışla ilçesinde E-90 Karayolu üzerinde bulunan "Çiftehan Kaplıcaları", hem banyo hem de içme kürlerine elverişli olan kaplıcalarımızdandır. Kaplıca merkezinde 400 yataklı vasıflı ve 700 yatak cıvarında konaklama tesisi bulunmaktadır.

Niğde merkezine 75 km. Mesafede Çiftlik ilçesisindeki Narköy'e oldukça yakın olan "Narlıgöl Sıcaksu Kaynağı" bir krater gölüdür.

Bor ilçesindeki Kemerhisar kasabası yakınında "Kemerhisar İçmecesi", içme kürleri ve çamur banyosu için kullanılan termal yerlerimizden biridir.

Niğde'nin 2 km batısında romatizmalar ve diğer rahatsızlıklara olumlu etkisi olan "Kocapınar Suyu ve Çamuru" ve Niğde'ye 45 km uzaklıkta İçmeli kasabası yakınında maden suyu olarak kullanılan "Ferhenk Müshil Madensuyu Kaynağı"önemli termal bölgelerindendir.

Yayla Turizmi [değiştir]

Genellikle 2500 metrelik ve daha yüksek rakımları olan Niğde yaylaları, özellikle Toros Aladağlar ve Bolkarlar'da bulunan yaylalar çok zengin bir bitki örtüsü ve dağ çiçeklerine sahiptir. Ayrıca bu yaylalarda yaşayan yörüklerin folklorik özellikleri, yaşayışları, ekonomik etkinlikleri, el sanatları yöre halkının ve dağ ve doğa yürüyüşleri için buralara gelen turistlerin çok fazla ilgisini çekmektedir.

Niğde'de sosyal hayat [değiştir]

Nüfus [değiştir]

2000 yılı nüfus sayımına göre toplam nüfûsu 348.081 olup, 126.812'si il ve ilçe merkezlerinde, 221.269' i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 6485 km2 'dir.

 

Mahallî Kıyâfet [değiştir]

Kadınlar biri günlük ev elbisesi diğeri kişilik denen husûsî günlerde giymek üzere bulundurdukları iki türlü elbise giyerler. Başlarına yazma örter, boyunlarına değirme alır, üzerlerine bindallı giyerler. Ayağa ise kaloş kundura giyilir.

Erkekler başlarına püsküllü fes giyerlerdi. Gövdeye yakasız mintan ve bunun üzerine cepken giyilirdi. Cepken kolsuzdur. Omuz başları kol gibi uzanır. Göğsü işlemelidir. Şalvarın cep ağızları ve yanları işlemelidir. Çoraplar yünden ve ayağa ise kaloş ayakkabı, yemeni veya çarık giyilirdi.

Mahallî Oyunlar [değiştir]

Niğde ili halk oyunları ve halk türküleri bakımından da çok zengindir. Müzik; yumuşak, içli ve coşkuludur. Niğde'de “Halay”a Alay denir ve en çok tutunan oyundur. Diğer oyunları ise; Çekin Alay Düzülsün. Hop Cilveli, Hop Dündarlı, Develi, Ansam, Hora, Tombili, Ufacık, Menberli,Sarıyıldız,Naciye ve Kanacaktır.

Niğde'nin Yemekleri [değiştir]

Niğde tavası, saç kavurma, tandır ve çanak fasulyesi, zomu, mangır çorbası, oğma çorbası, öfeleme çorbası, düğcük çorbası, yoğurtlu çorba, sütlü çorba, nohutlu çorba, pancar çorbası, erişte pilâvı ve çorbası, tarhana çorbası, kuskus pilavı ve çorbası, üzüm baranası, kabak köftesi, kabak musakkası, ditme, tirit, söğürme, valu söğürme, tatlı havu, ayvan baranası, soğan yahnisi, ekkabağı, mumbar dolması, papara, yumurtalı taze fasulye, kaygana ve kaşık kayganası.

Niğde'nin Özel Tatlıları [değiştir]

Höşmeri, Halveter, Kaygana, Pekmez, Aşüre, Zerde, Sarıburma, Tatlı Dürümü, Hurma Tatlısı, Kaşık Kayganası,İrmik Tatlısı, Halka Tatlı ,Kuru kayısı tatlısı,Tulumba tatlısı, incir tatlısı, köfter tatlısı, cimcik tatlısı,dolaz.

Turistik yerleri [değiştir]

Niğde ili tarihî eserleri ve tabiî güzellikleri bakımından zengin iller arasında yer alır. Selçuklu devri Türk eserleri bakımından Konya, Kayseri ve Sivas'tan sonra gelir. Bakımsızlık yüzünden birçoğu yıkılmıştır.

  • Alâaddin Camii: Birinci Alâaddin Keykubâd zamânında Niğde Sancakbeyi Zeyneddin Başara tarafından 1233'te yaptırılmıştır. Selçuklu sanatının günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerinden olup, mihrap ve minberi çok güzel bir sanat âbidesidir. Niğde'nin en eski camisi olup Mîmar Sıddık bin Mahmud ve kardeşi Gazi yapmıştır. Sarı ve kül renkli kesme taştan yapılan câminin doğu kapısı son derece güzel geometrik motiflerle süslüdür. Cami süslemeleri bakımından Selçuklu devrinin en kıymetli eserlerinden biridir. Damalı minaresi camiye ayrı bir güzellik katmaktadır.
  • Sungur Bey Câmii ve Türbesi: Moğol asıllı Sungur Bey tarafından 1335'te yaptırılmıştır. On sekizinci asırda geçirdiği yangından sonra yeniden yapılmıştır. Mîmarî özelliği ve taş işçiliği şahane olan caminin süslemeleri çok zengindir. İlk yapıldığında iki minareliydi. Caminin yanında Sungur Beye ait sekiz köşeli bir türbe vardır.
  • Paşa Camii: On beşinci asra ait Osmanlı eseridir. Ali Paşa tarafından yaptırılan camiyi oğlu Murad Paşa genişletmiştir. 1909'da tamir gören caminin yanında türbe ve çeşme vardır.
  • Şah Mescidi: Sungur Bey Camii yakınında olup 1413'te yaptırılmıştır. Kare plânlı bir camidir.
  • Hanım Camii: Alâaddin Tepesinin doğusunda olup 1452'de yapılmıştır. Arife Hanım tarafından tamir ettirildiği için Hanım Camii olarak bilinir. Karamanoğulları devri eseridir.
  • Dışarı Camii: On altıncı asır Osmanlı eseridir. Tek kubbelidir. İnce işçilikli ve sedef kakmalı minber Sungur Bey Camiinden getirilmiştir.
  • Ulu Cami: Bor ilçesindedir. Karamanoğlu Alâaddin Bey tarafından 1410'da yaptırılmıştır. Cami dikdörtgen biçimindedir.
  • Gedelli Köyü Camii:Ulukışla ilçesine bağlı Gedelli Köyündeki yeni görünümlü cami yapılan araştırmalara göre aslında 730 yıllık bir geçmişe sahip.Bu da o bölgedeki yerleşimin ne kadar eski ve köklü olduğunu göstermektedir.
  • Ak Medrese: Karamanoğlu Alâaddin Ali Bey tarafından 1409'da yaptırılmıştır. Adını kapısındaki beyaz mermerden alır. Selçuklu mîmarî tarzının çok güzel bir örneğidir. Ali Bey Medresesi de denir. 1936'da restore edildikten sonra arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Geometrik motiflerle süslü giriş kapısı çok güzeldir.
  • Hüdâvend Hatun Kümbeti: Moğol İlhanlı valisi Sungur Bey zamânında, Dördüncü Kılıç Arslan'ın kızı Hüdavend Hâtun tarafından 1312 senesinde yaptırılmıştır. Sekizgen plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Doğusunda bulunan taçkapı yıldız geçmeler ve çeşitli motiflerle süslenmiştir.
  • Gündoğdu Türbesi: Hüdavend Hatun Kümbetinin yanındadır. 1344'te ölen Hakkı Besvap için yaptırılmıştır. Kare plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile örtülüdür. Türbenin kapısı geometrik, bitki ve örgü motiflerinden meydana gelen kuşaklarla çevrilidir.
  • Sungurbey Kütüphanesi: Emîr-ül-ümerâ Seyfeddîn Sungur Ağa tarafından 1335 senesinde yaptırılmıştır. Günümüzde İl Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.
  • Niğde Kalesi: Selçuklu Sultanı Birinci Alâaddin Keykubat yaptırmıştır. Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde onarım gördüğü kitabe ve motiflerden anlaşılmaktadır. En son Fatih devrinde İshak Paşanın emriyle tâmir ettirilmiştir. Safevî ve Akkoyunlu tehlikesi sona erince kale tamir ettirilmemiştir. Bugün kale ve onu çevreleyen üç sıra halindeki surlardan pek azı kalmıştır.
  • Gedelli Kalesi: Gedelli Köyüne hangi yoldan giderseniz gidin karşınızda asırlara, meydan okumuş,bir çok tarihi olaya şahitlik etmiş ve şu an köyün bekçisi gibi hala dimdik ayakta duran kale,aslında büyük bir kayadır.Bu kayanın üzeri çok geniş olduğundan yerleşime elverişli olduğundan eski yerleşmeler görülmektedir.
  • Niğde Müzesi: 1976'da yapılmıştır. Antik Çağa ait eserlerle, Selçuk ve Osmanlı devrine ait 12 bin eser sergilenir. Akmedrese de müze olarak kullanılmaktadır.
  • Tyana Harabeleri: Bor ilçesinin Kemerhisar bucağı yakınındaki şehir kalıntıları, Hititlere ait ve M.Ö. 2000 yılında önemli bir merkez olan Tuvana şehrine aittir.
  • Göllüdağ Harabeleri: Niğde'nin 40 km kuzeyinde Bozköy ve Kömürcü köyleri arasında Göllüdağ'da bir Hitit şehridir. Şehir kalıntıları 3 km2dir ve surlarla çevrilidir. M.Ö. 8. asırda yangın neticesi yıkılmış ve bir daha yapılmamıştır. Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.
  • Kaya Kilise ve Manastırlar: Roma ve Bizans devrinde Ihlara Vadisinde kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar olup, bâzısı bir saatte gezilecek kadar büyüktür.
  • Su Kemerleri: Kemerhisar-Bahçeli kasabaları arasında Roma devrinden kalma su kemerleridir.
  • Roma Havuzu: Bahçeli kasabasındadır. Etrafı mermerle çevrili Roma devrine ait bir havuzdur.
  • Eski Gümüşler Manastırı: Niğde'ye 8 km mesafede Gümüşler kasabasındadır. Roma devrinde yapılmıştır.
  • Demirkazık Tepesi: Çok güzel manzaraları olan bu dağ yaz ve kış ayrı güzelliklere sahiptir. Kayakevinin bulunduğu bu dağ, kış sporlarına müsâittir. Dağcılık tesisleri ve alabalık üretme çiftliği vardır.
  • Hasan Dağı: Çok güzel manzaralı bir dağdır. Konik biçimde krater gölü vardır. Kış sporlarına müsaittir.
  • Köşk: Bor ilçesinin Bahçeli kasabasında yeşillik ve sulak bir mesire yeridir.
  • Keten Çimeni: Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.
  • Değirmenli damlataş mağarası Kasaba olduktan yaklaşık üç yıl sonra Ali Öztekin tarafından bulunmuştur. Sulardan oluşan sarkıtlarla ve elektrikli aydınlatmasıyla Görülmeye değer bir tarihi eserdir.
  • Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı Ulukışla ilçesinde yer almaktadır. 1615-1616 yıllarında Osmanlı sadrazamlarından Mehmet Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğundan günümüze kadar yaşayan en büyük kervansaraylardan olma özelliğini taşımaktadır. 2006-2007 yıllarında Kayseri Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir

      Kaynak:vikipedia


Tarih: 16:41, 6/10/2008 Kategori: tatil
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

LONDRA

"Londra"

Birleşik Krallık’ın başkenti.

Nüfus: Yaklaşık 8 milyon (AB üye ülkelerinde en kalabalık nüfusa sahip şehridir)

Resmi Dil: İngilizce fakat şehirde 300 den fazla farklı dil konuşulmaktadır.

Havalimanı: 5 adet havalimanı bulunmaktadır ki bunların en büyüğü dünyanın en fazla uluslararası yolcu geçişi olan Heathrow’dur.

Park & Bahçe: 143 adet park ve bahçesiyle yemyeşil bir şehir.

Londra kuzeyden güneye Thames Nehri ile ikiye ayrılmıştır,
şehrin tüm önemli yapıları Londra’lıların gerçek londra adını
verdiği kuzey kesimdedir.

Nerede Ne Var ?
Parlamento Binası, Tower Bridge, Londra Kulesi (Tower of London ),
Kraliçenin resmi ikametgahı olan Buckingham Sarayı,
Trafalgar Meydanı, London Eye, Prenses Diana’nın ölümüne
kadar yaşadığı Kensington Sarayı.Londra 33 ilçesi ile
385 km2 lik alana yayılmıştır.

London Eye:
Gözlem tekerleğinin tam dönüşü 20 dakika sürmektedir 135 metrede
 en yüksek noktaya ulaşır ve manzara muhteşemdir.
Açık olduğu saatler Yaz aylarında 10:00 – 21:00 kış aylarında saat 19:00 a
 kadardır.
Ulaşım:
Westminster metro istayonudur.

Buckingham Sarayı:
Sarayın kabul salonları ve bazı odaları ziyarete açıktır.

Milli Tarih Müzesi (National History Museum):
Tarih öncesi devirden günümüze kadar Londra tarihinin anlatıldığı müzedir.
Açık olduğu saatler:
Pazartesi-Cumartesi 10:00-17:50 Pazar 11:00 – 17:00

Ücretsiz Gezebileceğiniz Müzeler:
British Museum, Geffrye Museum, National Gallery, Wallace Collection, Sir John Soane’s Museum
Not: Müzelerde olabilecek sergilerin girişleri ücretlidir.

Parklar:
Sekiz adet Kraliyer parkı vardır ki bunlara Greenwich’deki şehrin 5000 dönümlük alanı ile dünya kültür mirası olarak kabul edilen içinde geyik, kuşlarla gerçek bir doğal cennettir. Kensington Gardens, Kraliyet parklarının en büyüğü St.James parkı ve gölü pelikan kuşlarına ev sahipliği yapmaktadır

Tarih: 17:03, 3/10/2008 Kategori: tatil
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

SÜMELA MANASTIRI

Trabzon'un Maçka İlçesinin Altındere Köyü sınırları içinde, Altındere vadisine hakim Karadağ'ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sumela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adı ile anılır. Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla manastırların şehir dışında, ormanlarda, mağara ve su kenarlarında kurulma geleneğini sürdürmüştür.

Meryem Ana adına kurulan manastırın “Sumela” adını “siyah” anlamına gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar'dan geldiği düşünülmekte ise de, Sumela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.
  
Ünlü tarihçi J.P.Fallmerayer'in de (1790-1861) yılında buraya geldiğinde dikkatini çektiği gibi renginin koyu, hata teşhis edilemeyecek derecede siyah oluşu bu adın esasının teşkil etmiş olması mümkündür. Gürcü resim sanatında, XII.yüzyılda sanat aleminde siyah Madonna ismi altında tanınan bir takım Meryem ikonlarının yapıldığı ve yayıldığı bilinir.
 

 

 
Buranın başlıca gelir kaynağı olan bir Meryem Ana resminin eksikliğine ve mucizeler yarattığına halkı inandırmak böylece onun değerini büyütmek için uydurulduğu kolayca sezilen rivayete göre, güya bu resim, İsa'nın havarilerinden Lukas tarafından yapılmış. Lukas'ın terekesinden Atina'ya geçmiş fakat Theodosius devrinde, 4.yüzyılda resim kendiliğinden buradan ayrılmak istemiş, bir gün melekler tarafından gökte uçurularak Trabzon dağlarındaki bu kovuğa getirilip bir taşın üzerine bırakılmıştır.
  
Tam bu sıralarda Atina'dan Trabzon'a gelen Barnabas ve Sophronios adlarında iki keşiş de bu ücra dağın ıssız yamacında bu resmi bulmuşlar ve burada Anakaya Kilisesini inşa ettirmişlerdir. 6.yüzyılda imparator Justinianus'un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine generallerinden Belisarios tarafından tamir edildiği de söylenmektedir.
 
Yine başka bir efsaneye göre, büyük bir kasırga sırasında Meryem'in yardımı ile canını kurtaran III.Alesios burasını yeni bir tesis halinde inşa ettirmiş, zengin vakıflar bağışlamış bir Khrysobullos yeni bir ferman ile de bu vakıflarını sağlam esaslara bağlamıştır.
 

 

 
Manastırın 1650'ye kadar dış kapısı üzerinde görülebilen 1360 tarihli, beş mısralık bir manzum kitabede III.Alesios, bu tesisin kurucusu (ktetor), “Doğu ve Batı (=Iberia)'nın hakimi imparator” olarak gösterilmişti. Alesios 1361 yılındaki bir güneş tutulmasını burada karşılamıştır. Bu prensin sikkelerinde güneş resmi bu olayla ilgili kabul edilmektedir. 1365 tarihli “vakfiyesi” ile de manastırın bütün idari şartlarını, arazisini, gelirlerini düzene koyduktan başka, Trabzon'a gelecek bir tehlikeyi, bir Türk akınını önlemek üzere, buradaki keşişlerin daima uyanık bulunmalarını da bildirir.
 
Sumela Manastırı'nın kuruluşu bilimsel verilere göre 13.yüzyıla kadar inmektedir. Kısacası Trabzon Sumela Manastırı, Trabzon Kommenoslar olarak bilinen ve 1204 tarihinde Trabzon'da kurulan Kommenos Prensliği'nden III.Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştır.
 
Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahlarından Yavuz Sultan Selim (1512-1520) manastıra iki şamdan hediye ettiği, ayrıca Trabzon fatihi II.Mehmet'in de manastırın haklarını tanıdığı ve birçok manastırda olduğu gibi Sumela'nın da haklarının fermanlarla korunduğu bilinmektedir.
 

 

 

Sumela Manastırı'nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19.yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, yazılarına konu edilen bir yer haline gelmiştir. Bu yazarlar arasında, Ghikas (1755), Stephan (1764), Hysilantes (1775), G.Palgrave (1826-1888) sayılabilirler. Trabzon'un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konulmuş, 1923'den sonra tamamıyla boşaltılmıştır.

Sumela Manastırı'nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazmadır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir.

Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin büyük bölümü restore edilmiştir.

Dar uzun bir merdivenle manastırın ana girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmakta, buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüphane yer almaktadır.

Manastırın kütüphanesinde evvelce kataloğu yapılan ve çoğunluğu 17-18. yüzyıllara ait çeşitli el yazmalarından 66 tanesi Ankara Müzesi'nde, içinde minyatürler olan ve Bizans eseri 1000 tanesi İstanbul'da Ayasofya Müzesi'ndedir. Ayrıca 150 kadar da taş baskı kitap vardır.

Sultan Selim'in hediye ettiği şamdanlar 1877'de çalınmıştır. Manastıra ait başka bir Meryem ikonası da Oxford'da özel bir koleksiyondadır. 1436 tarihli işlemeli gümüş madalyon ile 1438 tarihli işlemeli bir örtü de Atina'daki Benaki Müzesi'ndedir.

 

 

 

Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 yılına tarihlenmektedir.

Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir.

Manastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin içinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir. Her tabakada konuların da değiştiği dikkati çekmektedir.

Buradaki fresklerin 1710-1732 yıllarında yapıldıklarını bildiren yazılar tespit olunmuştur. Halbuki mağara kilisenin inde avluya komşu duvarda III.Alexios devrine ait freskler de tespit edilmiştir. Bugün bu portrelerden hiçbir iz kalmamıştır. Dışarıda kaya sathına işlenmiş ve bugün yalnız üst şeritleri kalabilmiş olan büyük bir mahşer sahnesinin dökülen sıvalarının altından başka sahnelerin gün ışığına çıktığı görülmektedir. Üzerinde bir ejder ile süvari iki aziz (Georgios ve Demetrios) tasvir edilmiş bulunan küçük bir şapelin duvarında tabakanın altında üç tabaka daha resim bulunduğu tespit edilmiştir.

 

 

 

Nitekim bir yerde en alt tabakada imparator kıyafetinde diademli bir figürün üstünde diademli başka bir figür bunun üstünde de matemorphosis, yan itabor adında İsa'nın görünüşünün değişmesi (suretinin değişmesi) sahnesi işlenmiş bulunmaktadır. Bu durum karşısında Sümela Manastırı'nın eski ve o nispette de değerli duvar resimleri, sıvaların tamamen dökülmediği yerlerde alt tabakalarda da mevcuttur.

Kutsal suyu toplayan şadırvanda sivri kemerleriyle Türk Mimarisi karakterindedir. Sümela'nın yüz metre kadar kuzeyinde yine dağ yamacına oyulmuş erişilmez durumda ve içinde freskleri olan şapeller bulunmaktadır. Sümela Manastırı'nda 1998'den beri Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca yürütülen bir proje dahilinde zarar gören duvarlar temizlenip restore edilerek koruma altına alınmıştır.

Manastırın ana bölümü üst çatıyla kaplanmış olup, Ana Kaya Kilisesindeki freskler temizlenerek sağlamlaştırılmıştır.

Ziyaretçilerin Sümela Manastırı'na daha rahat ve güvenli bir şekilde ulaşabilmeleri için patika yol doğal yapı bozulmadan genişletilerek yeniden düzenlenmiştir.

 

 

 

 

Tarih: 23:33, 17/4/2008 Kategori: tatil
Bağlantı
<- Son Sayfa Sonraki Sayfa->




*BLOG DESİNG BY http://mutluluksen.blogcu.com *